Feridun Dalgınlı

Yeteneği sadece saz çalmasıyla kalmamıştır. Halk Müziğinin yanı sıra,  Batı Müziği, Türk Sanat Müziği ve Fantezi Müziği’nin üstadıdır.

Sazı ile sohbet etmeye başladığında ne yapacağını bilemezsiniz. Bir bakarsınız ki Sadi Işılay’ın Muhayyerkürdî Saz Semaisi’ni dinliyorsunuz. Sazından çıkan nağmelerin tambur olmadığına inanamazsınız. Birden elindeki saz değişmiştir sanırsınız. Sırada Rodigonun Gitar Konçertosu vardır. Sazından çıkan nağmeler elektrogitar oluvermiştir. Sizi altmışlı yıllara götürmüştür. Anadolu’yu gezersini sazı ile ezgileri ile. Birde bakarsınız ki Orhan Gencebay şarkıları ile duyguları doruklara taşırmıştır.

Feridun Dalgınlı’nın müzik eğitiminde Halk Müziği Ezgileri, küçük yaşlardaki gitar çalışmalarından Batı Müziği eğitimi ve nota bilgisi ile tam bir müzisyen. Herhalde en büyük aşkının “saz” olduğunu tahmin ediyorum. Zira sazından çıkan nağmelerde bir Klasik Batı Müziği Eserini veya bir Yusuf Paşa’nın Segâh Peşrevi’ni hatta bir Türk Hafif Müziği şarkısını hayranlıkla dinlemek mümkündür. Halk Müziği ezgileri ve arabesk şarkılardaki yorumlarında tartışmasız başarısı kendinin tam bir müzisyen olduğunun en açık göstergesidir.

İyi bir “Bağlama” üstadı olan Dalgınlı, Efendiliği, esprili yapısı ve samimi tavırları ile herkesin gönlünde taht kurmuştur.

Başarılarının altındaki en büyük etken müziği sevmek, sazını sevmek ve çok çalışmakla olmuştu elbet. Şimdi zaman tünelinde Feridun’la gezelim.

Saadet ve Cemil Dalgınlı çiftinin birinci çocuğu olan Feridun Dalgınlı, 15.02.1965 tarihinde Adana’nın

Havuzlubahçe Mahallesi’nde doğdu. Havuzlubahçe İlkokulu ve İstiklal Ortaokulu’nu bitirdi.

Çocuk yaşlarda müziğe olan aşkı Balıkçılar Pazarı’ındaki çömlekçilerden darbuka alarak başlamış. Daha sonra sahip olduğu eski bir gitarla kendi kendine çalmaya başlamış.

Komşusunun sazından çıkan nağmeler onun bağlama sevdasına sebep olmuş. Sazı çalmaya çalıyordu ama nota da öğrenmek istiyordu. Nota öğrenme isteği ile Adana Musiki Derneği’ne başladı fakat buradaki eğitimden nota öğrenemeyeceğini anlayınca, Dörtyoağzı’nda saz dekorasyonları yapan Aydın Baba’dan nota derslerine başladı. Osman Ünsal’la tanıştı, aldığı eğitimle nota bilgisini ilerletti ve notayı tam manasıyla öğrendi.

1983 yılında batı müziği çalışmaları yapan Piyanist Ömür Yalçınkaya’dan makam ve batı müziği formlarında faydalandı.

Batı Müziği’nde ve Halk Müziği’nde aldığı eğitimler askerlik görevi yapmak için gittiği Ankara’da Muhabere Okulu Bando Takımı’nın sınavını kazandırdı. Bando Takımı’nda saksafon çalmaya başladı. Burada Baterist Teoman Cengiz ve Erdinç Şenyaylar ile yaptığı meşklerle müzik bilgisini geliştirdi.

Askerlik bitmişti, Adana’ya döndü. Sazı olan muhabbetini hiç bozmadı ve ona hiç küsmedi. Hüznünde ve mutluğunda hep arkadaşı oldu.

Çukurova Üniversitesi Kültür Müdürlüğü’nde açılan sınavı başarı ile kazandı. Adana Büyükşehir Belediyesi Ali Şenozan Konservatuarı’nın Türk Halk Müziği Bölümü’ne girdi ve daha sonra bu bölümün şefliğini yaptı.

Televizyon programından