Selahattin Sarıkaya

Selahattin Sarıkaya, Cemile ve Ahmet Sarıkaya’nın çocuğu olarak 1931 yılında Adana’nın Kocavezir Mahallesi’nde dünyaya geldi. Beş çocuğu oldu. Oğlu Murat Sarıkaya Ç.Ü. Güzel Sanatlar Bölümü’nde Gitar öğretmenliği yapıyor. Diğer musikişinas çocuğu Gül Menekşe Sarıkaya ise Çukurova Musiki Derneği’nde musiki yaşantısını sürdürüyor.

Abisi Duran Sarıkaya’nın bağlamasından çıkan melodilerle müziğe heves etti. Ondan bağlama çalmayı öğrenmek istedi fakat abisi öğretmeyince kendi metoduna başvurdu.

Müzik ve resime olan tutkusundan bir tabelacıda çırak olarak çalışmaya başladı. Kazandığı parayla bağlama aldı. İboşlar Saz Topluluğu’na girdi ve İboş Ali Ağa’dan ders almaya başladı. Kısa zamanda saz çalmayı
öğrendi ve müzik bilgisini ilerletti. Aşık tarzı şiirler yazmaya başladı, mahlasını Kul Seyhani olarak tanımladı.

1962 yılında kurulan Adana Radyosu’nda Çukuruva’dan Sesler Topluluğu’na şef oldu. Bu programlarla yöre türkülerini Türkiye’ye yaymak fırsatı buldu. “Yurt’tan Sesler” programıyla çok ünlendi. Bu süreçte Kuruköprü civarında saz evi açtı .

Zihni Yalçın, Kazım Karaörs, Kazım Sanrı, Ramazan Şenyaylar, Yaşar Şenyayalar, Sami Yılmaztürk ve Ai Paköz’den oluşan Çukuruva’dan Sesler Topluluğu, Şef Selahattin Sarıkaya yönetiminde 1963 yılındaki verdikleri radyo konserinden
görünümü.

Aslında bu günler maddi sıkıntı çektiği günlerdi. Hatta sıkıntılı günlerinden birinde aksakallı bir adam yaklaşarak ondan sadaka istedi fakat parası yoktu. Yaşlı adam “Allah sana muradını versin” deyince henüz iki
yaşındaki oğlu Murat aklına geldi ve cebindeki son parayı da ona verdi. Ertesi gün hayatının akışını değiştirecek teklifi aldı. Sarıkaya, Odeon Plak Firması ile anlaşarak İstanbul’a gitti. Adı geçen plak şirketinde müzik direktörlüğü yapmaya başladı. Ahmet Sezgin, Nesrin Sipahi, Şükran Ay, Nuri Sesigüzel ve daha birçok ünlü sanatçının müzik direktörlüğünü yaptı.

Artık sıkıntılar geçmişteki günlerde kalmıştı. Nurinnisa Toksöz, Halit Arapoğlu, Mürüvvet Kekili ve İbrahim Tatlıses öğrencileri oldu. Daha sonra kendi adına Sarıkaya ve Bestefon Plak Şirketlerini kurdu. Kul Seyhani adı ile “Erenler Deryasından İnciler” isimli albümü yaptı. 1986 yılında Altın Plak ödülünü aldı. “Adana köprübaşı”, “Kahverengi gözlerin”, İstanbul sokakları”, “Yandı Çukurova yandı” “Asker oldum giydim yelek” ve daha birçok esere imza attı.

Duydum evleniyormuşsun

Sanatçı Kurtuluş, Sarıkaya’nın oğlu Murat’a gitar dersleri veriyordu.
Murat’ın ısrarı üzerine Kurtuluş ile tanıştılar. O günlerde kızı Gül’ün düğün
hazırlıkları vardı. Kızının çeyizinin toplandığı gün
sabaha kadar yatamamıştı ve duygularını önce mısralara sonra notalara
döktü. Ertesi ailesini topladı ve bu bestesini icra etti. Evde üzüntü ile sevinç bir arada yaşamıştı.

Kızı Gül Menekşe

Duydum evleniyormuşsun sevgilim
Söyle, düğününe davetli miyim ?
Seni beyaz gelinlikle görmek isterim
Sonra bu diyardan çeker giderim

Haram olsun bana sevmek bir daha
Haram olsun bana gülmek bir daha
Açtım ellerimi yüce Allah’a
Sana mutluluklar diler giderim

Belki ıslanacak yorgun gözlerim
Korkma kimse görmez, hemen silerim
Çiçeğini veririm, tebrik ederim
Sonra bu diyardan çeker giderim

İstanbul Sokakları Dillere Destan Oluyor

Düğünden hemen sonra Kurtuluş ile birlikte İstanbul’a gittiler. Bu eseri albüm yaptılar. Şarkı piyasada tutuldu. Arkasından Selahattin Sarıkaya daha önceleri bestelediği “İstanbul Sokakları” isimli bestesini Kurtuluş’a verdi bu şarkıda dillere destan oldu. Bu gün ilk günkü gibi tazeliğini koruyor. Müzeyyen Senar, Safiye Soyman, Ferdi Özbeğen ve birçok sanatçının sesinden yurda yayıldı.

Şu gurbet canıma yetti

Üstat Adana’ya yerleşmişti. Kardeşi Ruşen Algın yıllardır Avustralya’da yaşıyordu. Dile kolaydı 25 yıldır bir defa olsun onun yüzünü görmemişti. Üstat yine başvurdu kalemine, yazmaya başladı:
“Şu gurbet canıma yetti
Doğduğuma pişman etti
Hele bir de sen gidince
Bitti ömür bitti, yaşamak bitti”

Kardeşi şarkıyı dinleyince döndü geldi Adana’ya, hasretlik bitti. Kendilerine göre güzel bir hayatları olmuştu. Piyasan çekilmiş asude bir hayat yaşıyordu.Yorgundu ama umut doluydu.

Fakat 24 Mayıs 1996 yılında yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek hayata gözlerini yumdu. Rahmetle anıyorum.

Suat Yener